Sitemizde memurları, KPSS'ye girecekleri ve herkesi ilgilendiren yararlı yazılar olacaktır. Mail listemize üye olun, sitemizdeki güncellemeleri size haber verelim.



Sitemizi bulmak çok kolay. www yazmıyorsunuz. Sadece memurdostu.blogcu.com  yazıp, enter tuşuna basıyorsunuz ve sitemiz karşınıza çıkıyor. Mail listemize üye olun, KPSS sınavı ile ilgili bilgiler, memur haberleri mail adresinize gelsin.

MEMURDOSTU - İNSANA VE MEMURA DOST SIMSICAK BİR SİTE...

9/4/2006 - BÜYÜK BİR AŞK HİKAYESİ

 

 

SÜRMELİ BEY İLE TELLİ SENEM (1. BÖLÜM)

 

 

 

 

 

Hey ağalar, hey beyler! Okuyanlar, yazanlar ve de okumayıp dinleyenler, size
bir öykümüz var! Bir ucu Sıvas'a, bir ucu bizim Çukurova'ya çıkar! Yedi
iklim dört bucağı gezenler, anlatılana kulak verenler bilir bu öyküyü.


"Bilen bilmeyene anlatsın!" demem ben. Anlatırım duyduğumca, bildiğimce.
Selam olsun bu öyküyü bugüne taşıyanlara! Selam olsun, benden duyup, eşe
dosta anlatanlara!

Hey beyler, hey ağalar! İnsanoğlu şu dünyada neyi arar? Dostluğu,
kardeşliği, sevgiyi arar... Sözü uzatmak neye yarar? Varıp başlayalım
öykümüze:



Sıvas Sıvas olalı kimler konmuş, kimler göçmüştür! Ama, Gürün'den yola çıkıp
da Sıvas'a gelen, orada konak tutan Hızır, Sıvas'ı Sıvas yapmıştı. Öyle
derler. Babadan kalma mal mülk var dememiş, çalışmış, çabalamış, daha da
varsıllaşmış, çoluğa çocuğa karışmış, adı Hızır'ken, Hızır Ağa olmuştur.

Öyle derler.

İşte, vaktin birinde, bu Hızır Ağa, "Hele bir de Sıvas dışına çıkayım,
bakalım ne iller var, ne diller var?" deyip, yönünü Toroslara dönüp, yola
düştü. Yerine de, eve ocağa baksın, mala mülke sahip olsun diye, büyük oğlu
Arif Bey'i bıraktı. Küçük oğlunun adı ise Sürmelibey'di. Sürmelibey, on
altısını yeni süren, daha oyundan oynaştan elini çekmemiş bir delikanlıydı.
Babası, ağasına yardım etmesini, ikisinin birlikte, kendisini aratmamalarını
istedi, Sürmelibey'e böyle buyurdu. Arif Bey de, Sürmeli de o günlerin
töresince yetişmişti. Babalarının buyruğunu ikiletmediler.

Hızır Ağa, işte, onları öylece koyup, şura senin, bura benim, bilmediği,
görmediği yerleri gezip, gele gele, günün birinde Toroslarda, Menemenci
derler bir kasaba, bir oymak vardı, oraya geldi. Sordu soruşturdu, Yakup Ağa
derler, varsıl bir adam vardı, ona konuk indi. Dengi dengine, demişler.
Varsıl da varsıla konuk olur elbet.

Yakup Ağa, Hızır Ağa'yı hoş karşıladı, ağırladı. Onun, şu yeryüzünü gezmek
isteği karşısında da, önce bir şaşkınlığa uğradı ya, söyleşi koyulaşıp da
Hızır Ağa'yı daha yakından tanıdıkça, ona hak verdi. Varsıllık neye yarar,
doğduğun yerden dışarı adım atmamışsan? Çok yaşayan değil çok gezen bilir!
Hızır Ağa, Yakup Ağa'ya durup durup anlattı bunları.

Yakup Ağa'nın iki kızı vardı. Büyüğün adı Akbilek'ti, küçüğüne de Telli
Senem derlerdi. İşte bu Akbilek, Hızır Ağa'da iki oğul olduğunu da duyunca,
onun çevresinde dört dönmeye başladı. Hızır Ağa'yı rahat ettirmek için
didinip duruyordu.

Hızır Ağa'nın Menemenci'de, Yakup Ağa'nın konağında konukluğu uzadıkça
uzadı. İki adam da, birbirlerinden ayrılmak istemiyor gibiydi. Sanırsın ki
kırk yıllık dosttular. Yakup Ağa, "Acep neylesek de bu dostluğumuz daha bir
sağlamlaşsa?" diye düşünmekteyken, Hızır Ağa da bunu geçiriyordu içinden.
Derken, Hızır Ağa, "Olsa olsa böyle olur bu!" deyip, Yakup Ağa'dan, kızı
Akbilek'i, büyük oğlu Arif Bey'e istedi. "Tanrı'nın buyruğuyla isterim, he
de gayrı..." diye. O da buna dünden hazırdı, hemen bastı "olur"u. Böylece
söz kestiler.

"Onlar söz kestiler ya, bakalım kız ile oğlan ne diyecek buna?" diye
düşünmeyin hiç. O vaktin töresinde, kıza oğlana söz düşmezdi. Büyükler
"olsun!" dedi mi, iş olurdu. Kız ile oğlana da kalsa kalsa, iyi geçinmek
kalırdı.

Yakup Ağa, karısı ile kızına duyurdu işi yine de. "Akbilek'i, Hızır Ağa'nın
büyük oğlu Arif Bey'e verdim gitti..." diye. Ana kız, sevindiler. O andan
tezi yok, bu iş oldu bilip, hazırlıklara başladılar.

Hızır Ağa ise, Menemenci'de birkaç gün daha kaldı. Daha sonra da,
helalleşip, Sıvas'a doğru yola çıktı.

Yine, yollarda bellerde, bilmediği görmediği yerlerde eğleşip, günlerden bir
gün Sıvas'a ulaştı. Karısı, oğulları Arif Bey ile Sürmelibey, Hızır Ağa'nın
dönüşüne çok sevindiler. Hızır Ağa, onlara gezdiği gördüğü yerleri, oralarda
başından geçenleri anlattı. Sözü de, Arif Bey'i Akbilek'le nişanlamış
olduğunu bildirerek bağladı. Karısı ile Arif Bey de, "Ne diyelim, sen öyle
uygun görmüşsün, öyle olsun, Tanrı yazdıysa!" dediler.

Hemen ertesi gün de, Hızır Ağa'nın evinde, düğün hazırlığı başladı.

Menemenci'de ise, düğün hazırlığı başlayalı nice olmuştu. Varsıl için, zor
değil hazırlığı çabuklaştırmak. Her iki yan da, el değer etek değmez,
görülmemiş bir hızla, her bir şeyi yoluna koydular. Ve, günlerden bir gün
de, düğün kuruldu.

Bir düğün kuruldu ki, ne düğün! Çıplaklar giydi, açlar doydu. Sıvas ile taa
Toroslarda Menemenci arasında, gidile geline, günlerce sürdü. Sözü
uzatmayayım, Akbilek tel ile, duvak ile gelin olup, günlerden bir gün,
Sıvas'a gelip, Hızır Ağa'nın konağına indi.

O Hızır Ağa'nın konağına inedursun...

Sürmelibey, Akbilek'i öyle tel duvak içinde görünce, gönlü değirmen taşı
gibi dönmeye başladı. Amana zamana kalmadı, Sürmelibey, bu yasak sevda ile,
yatağa düştü. Kendi kendine, "Tanrım, olacak şey mi bu?" diyordu ya, "Gönül
ferman dinler mi?" demişler...

Sürmelibey yatağa düştü ya, derdine umar nerde? Hacıları hocaları geç bir
kalem; hekimler bile derdine bir umar bulamadı. Hızır Ağa, oğlunun derdinin
umarını arayadursun, bir yandan da, "Bu işin içinde bir iş olsa gerek..."
diye düşünür olmuştu.

Hızır Ağa, bir gün, Sürmelibey'in yattığı odaya girdi. Onunla öteden beriden
konuştu, ağzını aradı. Anladı ki, yangın bacayı sarmış da yalım çıkmaya
başlamış bile...

Hızır Ağa, oğlunun sevdalandığını anlayınca, "Kime sevdalanmış, kime
yanmış?" diye düşünmeden, ossat gelini Akbilek'in küçüğü Telli Senem'i de
Sürmelibey'e almaya karar verdi.

Böylece, hemen ertesi gün, yol yordam bilir bir adam çıkardı yola. "Git
Menemenci'ye, Yakup Ağa'ya benden selam söyle. Kızı Telli Senem'i de küçük
oğlu Sürmelibey'e istiyorum!" dedi ona. Armağanlarla uğurladı.

Ve de çok geçmedi, Yakup Ağa'nın, küçük kızı Telli Senem'i de Sürmelibey'e
verdiği haberiyle, geri döndü giden adam.

İş böyle olunca, Hızır Ağa, Sürmelibey'in odasına girip ona, "Oğlum" dedi,
"derdini söylemeyen umar bulamaz, derler. Sen derdini demedin bize ya, biz,
ne de olsa görmüş geçirmişiz, anladık derdini. Umarına da baktık. Yengen
Akbilek'in küçüğü Telli Senem'i de sana istedim. Verdiler. Yarından tezi
yok, hazırlığa başlıyoruz. Sen kendine gelir gelmez de, Menemenci'ye gider,
nişan takarız."

Sürmelibey'e böyle dedi babası. Telli Senem'in, ablası Akbilek'ten de güzel
olduğunu sözlerine ekleyince, Sürmelibey'in içindeki yangın yeğnir gibi
oldu.

İş buraya varınca, Sürmelibey de, içindeki sevdayı, hiç görmediği Telli
Senem'e akıtmaya çalıştı. Çok geçmedi, yanağına kan, dizlerine can gelmeye
başladı. Günün birinde de ayağa kalktı.

O ayağa kalkınca, ev halkı, nişan için yola çıkılacak günü kararlaştırdılar.
Menemenci'ye de haber saldılar, "Geliyoruz, hazırlık yapıla..." diye.

Saptanan gün geldi, yola çıkıldı.

Menemenci'ye gidenler arasında Sürmelibey de vardı. Az gidip çok gittiler,
gündüz gidip gece yattılar. Sonunda Menemenci'ye ulaştılar. Yakup Ağa'nın
konağına indiler.

Yakup Ağa, konuklarını, her zamanki gibi, hoş karşıladı. Sürmelibey de,
Yakup Ağa ile, orada bulunan yaşlıların elini öpüp bir köşeye oturdu. Oturdu
ya, "Öyle olmaz..." deyip, baş köşeye buyur ettiler. Sürmelibey, neylesin,
denileni yaptı, gösterilen yere geçip oturdu.

Hoş beş, on beş, hoş geldin beş gittin... falan filandan sonra, başladı
gelsin çay, gitsin kahve. Her konuğa ayrı bir kişi hizmet ediyordu.
Sürmelibey'e de Telli Senem. Sürmelibey, daha, Telli Senem'i görür görmez,
"Benim gönlümün kuşu demek bu dağlarda ötermiş!" diye düşündü. Telli Senem,
gerçekten de, Akbilek'e çok benzemekle birlikte, ondan çok güzeldi.
Sürmelibey, gözünü ondan ayıramıyordu. Böyle demem sözün gelişi... O kadar
insanın içinde başını kaldırıp da Telli Senem'e bakacak hal mi vardı ki
Sürmelibey'de. Onu gönül gözüyle görüyor, yüreği de gümbürdeyip duruyordu.
Âşık dediğin başka nasıl olur ki?

Böyle başlayan konukluk, birkaç gün daha sürdü. Sonunda nişan günü gelip
çattı. O vaktin gereğince, anlı şanlı bir nişan yapıldı.

Sıvas'tan gelen konuklar, birkaç gün daha kaldılar Menemenci'de. Sonra de
helalleşip yola düştüler.

Yola düştüler ya, Sürmelibey bir gidiyor beş ardına bakıyordu.

Telli Senem'i dersen, o da Sürmelibey'den kalası değildi. Sürmelibey'in
kervanı daha gözden yiter yitmez, "Sayılı günün ömrü az olur..." diye,
günleri saymaya başladı.

Demem o ki, her ikisi de, düğün gününü iple çekiyordu.

O vaktin yolculukları, bugünkü gibi, kendi giden araçlarla değildi ki... At
ile, günlerce sürüyordu. Hızır Ağa kervanı da, ancak bir ayda Sıvas'a
ulaştı.

Eh, onlar Sıvas'a ulaştı ya, ha deyince düğün yapılır mı? Düğünün bir yığın
hazırlığı, yolu yordamı, kuralı töresi var. Hepsini de bir bir yapmayınca
olmaz. O da günler alır.

Her iki yanda da düğün hazırlığı yapıladursun, günler de geçmeye başladı.
Sürmelibey ile Telli Senem, bu arada, bir iki kez mektup saldılar
birbirlerine. Sürmelibey'den giden mektuplar yanıtsız kalmaya başlayınca
Sürmelibey, "Acep neden?" diye düşünüp, bu düşünceyle de, sararıp solmaya
başladı. Üç günlük, beş günlük yol değil ki, atlaya da gide! Gidip gelenler
de olmayınca iş kurda kuşa düşer... Düşer ya, Sürmeli ne anlar kuş dilinden?
Anlasa anlasa gönül dilinden anlar. Telli Senem'den haber gelmeyince, o
dille de söyleşmez oldu Sürmelibey.

Ve de, bir gece, düşünde Telli Senem'i ağlar gördü. Bir sıkıntıyla uyanıp,
sabahı dar etti. "Böyle olmayacak, derdimi babama açayım..." deyip, dediği
gibi de yaptı. O vakit, babası, "Hiç kaygı çekip gam yeme sen, oğul!" dedi,
"hemen bir adam salar, Telli Senem'den bir haber alırım sana."

Hızır Ağa, hemen o sabah, yeğeni Bilal'ı yola çıkardı. Sürmelibey de, yüreği
yana yana, Bilal'ın yolunu gözlemeye başladı.

O gözleyedursun bakalım....

 

 

 

               DEVAMI 16 NİSAN 2006 PAZAR GÜNÜ SAAT 21.00'DE www.blogcu.com/memurdostu sitesinde.....

 

Devamını okumak için  http://www.blogcu.com/memurdostu/463991/  adresini tıklayabilirsiniz.Ama bence önce bir aşağıdaki çiçeklere bakın...

 

 

 

                                  

 

 

 

 

                                



 

                              

 

                               

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-01-13 13:56:40 - Allah İftiracılardan Saklasın

Yazan memurdostu
Şahsen iftiracıların, arabozucuların çok zararını çeken birisi olarak hikaye çok dikkatimi çekti ve yayınladım. Keşke sonu güzel bitseydi.

Aslında bu hikayenin detaylarını ben de unutmuştum sizin yorumunuzla tekrar hatırladım.

Ne diyelim? Allah iftiracıların şerrinden insanları korusun. İftira şeytan mesleğidir. Başka kimin işi olacak?
Bağlantı

2009-01-10 21:42:39 - teşekkürler

Yazan semra seval
akşam pc de gezinirken aklıma geldi çocukluğumda okuduğum eski kaplı kitap. sürmelibey ve telli senemin hikayesi, umutsuzca yazdım google a. birde baktım ki allahım taa 9 --10 yaşlarıma döndüm teşekkür ederim kardeşim çok teşekkür ederim allah razı olsun saygılar
Bağlantı

2006-04-10 08:55:36 - Başlıksız Yorum

Yazan Aysun
Hikaye dikkatimi çekti.Okudum.Büyük harflerle yazılınca okunması kolay oluyor.
En meraklı yerinde kesmissin hikayeyi.Böyle de olmaz ki memurdostu.
Bağlantı




MEVLANA DİYORKİ :
"Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün,
Her köşede bir çiçek dükkanı açan doğayı görün,
Güller gülerek sesleniyor bülbüllere:
Susun, susarak doğayı görün.”



ATASÖZÜ: Karga bülbülü taklit edeyim derken ötmeyi unutmuş.

Aşağıdaki mail listemize üye olun. Sitemize yeni yazılar eklendikçe e-posta adresinize haber verelim. Özellikle memur haberleri, memur alımıyla ilgili haberler, KPSS, sağlık, teknoloji ve magazin haberleri ilginizi çekiyorsa mail listemize üye olmanız sizin yararınızadır.
Mail listemize üye olun
EkleÇıkar

BAKILABİLECEK ÇEŞİTLİ KATEGORİLERDEKİ SİTELER :
İNSANCA YAŞAMAK
UZMANREHBER


ANKET:
Mail listemize üye olanlara, sitemizdeki güncellemelerin e-posta ile bildirildiğini biliyormuydunuz?
Evet biliyordum.
Hayır bilmiyordum, şimdi öğrendim.
[Sonuçlar]

ANKET : Sizce iletişimi en ucuz fiata hangi operatör sağlıyor?
Avea
Vodafone
Turkcell
[Sonuçlar]






SİTEMİZDE YAYINLANAN SON YİRMİBEŞ YAZI AŞAĞIDA , TIKLAYIN OKUYUN :

• • •YENİ YAZILAR
• • •KANSER, BAYRAMDAN SONRA YENİ MEMUR ALIMI VAR, OTOMOBİL YAZILARI,
• • •KPSS, ÖĞRENCİ AFFI, MEMUR VE SAĞLIK KONULARINDA YENİ YAZILAR
• • •2008 YILI GÜNCEL DUYURULARI
• • •FİAT CARİOCA VERSİYONUNU SATIŞA SUNDU
• • •ÇEŞİTLİ KONULARDA YAZI VE HABERLER
• • •SPOR
• • •OTOMOBİLLE İLGİLİ YAZI VE HABERLER
• • •SAĞLIKLA İLGİLİ YAZI VE HABERLER
• • •MEMURLARLA İLGİLİ YAZI VE HABERLER
• • •KPSS İLE İLGİLİ HABER VE YAZILAR
• • •HAYATLA İLİGİLİ HABER VE YAZILAR
• • •EĞİTİM KONUSUNDA YAZI VE HABERLER
• • •DEPREMLE İLGİLİ YAZI VE HABERLER
• • •MEMUR ALIMIYLA İLGİLİ YAZI VE HABERLER
• • •MAGAZİN
• • •KISA BİR ARA
• • •BELEDiYELERE SOZLU SINAVLA MEMUR ALIMINI YARGI ENGELLEDi
• • •2007 YILININ DORDUNCU MEMUR ALIM HABERi, OTUZBiN DOKUZYUZ SAGLIK
• • •KURESEL ISINMA ULKEMiZDE EN COK iSTANBUL'U VURACAK GiBi GORU
• • •DOKUZBİN HEMŞİRE ALINACAK VE SAĞLIK KARNESİ UYGULAMASI TARİH OLA
• • •BALIKESİR İL ÖZEL İDARESİ 24 MEMUR ALACAK
• • •ÖĞRETMEN OLMAK İSTEYEN VE A GRUBU KADROLARDAN TERCİH YAPMAYI DÜŞ
• • •MEMURLAR.NET ÇOK HAKLI, BELEDİYELERE MEMUR ALIMINDA HUKUKDIŞI İŞ
• • •2007 YILININ ÜÇÜNCÜ MEMUR ALIMI HABERİ






Egitim ve ogretim

KALİTELİ SİTELER VE KALİTELİ BLOGLAR :
joezombi
yansimalar
prenses
prensesveprens
hamitakcay
elki
songul
deadxgirl
zenci
sekilsizsarapci
kartanem
simarik
dungeon dungeon
blogdoktoru
ilkay1
yara
semrasina
xdeadxgirlx
serdarusta
aydankuru
injury
ayhande
rengim
ozgunt2006
197868
butterflys


SİTEMİZ YAYINA BAŞLADIĞI
06 OCAK 2006 TARİHİNDEN BU YANA

KEZ ZİYARET EDİLMİŞTİR.





Aşağıdaki mail listemize üye olun. Sitemize yeni yazılar eklendikçe e-posta adresinize haber verelim. Özellikle memur haberleri, memur alımıyla ilgili haberler, KPSS, sağlık ve teknoloji haberleri ilginizi çekiyorsa mail listemize üye olmanız sizin yararınızadır.

Mail listemize üye olun
EkleÇıkar

Google
Bir Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa